Deyimlere Çıkış Öyküleri Kurguladık… :)

SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK

Uzun yıllar evvel çiftçilikle geçimini sağlayan bir köyde gözünü hırs bürüyen ve her zaman köyde en çok hasatı yapmak isteyen, bu nedenle de köylü halk arasında lâkap takılıp adı unutulan “Hırslı” yaşardı.  Köy halkı Hırslı’yı sever ama hasat zamanı ondan uzak dururlardı. O sene, yeteri kadar yağmur görmüş ve yazın güneşinden güzelce yararlanmış ekinlerden köy halkı çok umutluydu. Hasatlarından güzel sonuç alacaklarına o kadar eminlerdi ki Hırslı’dan bile uzak durmuyor, bu sene gelecek gelirleri kendi aralarında hesaplıyor ve Hırslı’nın da oturduğu çay masasında heyecanlı heyecanlı anlatıyorlardı. Hırslı ise onları dinliyor, yeterince güneş almamış  ve hâlâ olgunlaşamamış başakları için kafa yoruyordu. Ortalık sakinleştiğinde, köyün ışıkları kapandığında ve köylüler hasat haftasının yaklaşıyor oluşuyla mutlu bir şekilde yatağa girdiğinde Hırslı, karısının kendini uykuya bıraktığı sıra yatağından fırlayarak üstüne bir pantolon ve bir gömlek geçirdi. Hırslının acelesini duyan kadın, uyku sersemliğiyle : “Yine ne yapmaya gidiyorsun? Bir kere rahat bırak insanları be adam!” dedi. Hırslı’nın durmaya hiç niyeti yoktu. Çünkü aklına çok iyi bir fikir gelmişti. Eline hortumları aldı. Köyün en verimli tarlasına doğru yola çıktı.

Gün ağardığında köylüler kahvehanedeki bir masanın çevresine doluştuğunda Hırslı’nın içi rahattı. Köylüleri bu sene bir dalavere yapmayacağına inandırmıştı.  Oysa bir hafta sonra hasat zamanı geldiğinde tarlasından en iyi sonucu bekleyen Mehmet Ağa hayal kırıklığına uğramıştı. Ekinlerini solmuş gören bu yaşlı adam, samanlarının arasında bir hortum fark etmişti. Ekinlerin suya bağlandığı yerden hortumu takip ederek Hırslı’nın tarlasına ulaştı. Yine başarmış ve en verimli hasatı yapan yine Hırslı olmuştu. Mehmet Ağa bu durumu koşa koşa yaşlı muhtara anlattı. O sene Hırslı’ya güvenmesine  rağmen bunu ondan başka kimsenin yapmayacağını anlattı. Hırslı geldi yanlarına. Yaşlı muhtar, elini Hırslı’nın omzuna koydu: “E oğul saman altından su yürütürsün de bu hakkı nasıl ödersin?”

Cemre Nur UYAR

Hazırlık/A-367

GÜN GEÇER KİN GEÇMEZ

Köyün birinde fakir mi fakir bir adam yaşarmış. Her gün evine ekmek götürebilmek için bir oduncunun yanında saatlerce çalışır dururmuş. Günlerden bir gün adam iş çıkışı yorgun argın evine doğru yürüyormuş. Bütün gün odun toplamaktan o kadar yorulmuş ki daha fazla dayanamayıp bir bardak su için yoldan birinin kapısını çalmış. Kapıyı açan adam karşısında eli yüzü kir içindeki garibi görünce “A be adam! Ne istersin gecenin bu saati benden? Niçin rahatsız edersin beni, dilenci misin nesin? demiş. “Hayır ben dilenci değilim. Sadece biraz su isteyecektim.” diye cevap vermiş adamcağız. “Git be adam başımdan, gecenin bu vakiti beni rahatsız etme!” diyerek yüzüne kapamış adam kapıyı. Yılllar geçmiş, ülkenin ekonomisi gittikçe düşmüş. İnsanlar işsiz kalmış, çoluğuna çocuğuna bakmak için sokaklarda dilenip durmaya başlamış. Fakat şans, bu zor günlerde bu fakir adama vurmuş ve yakın zamanda allahın rahmetine kavuşan, uzak köylerden birinde yaşayan dedesinden yüklüce miras kalmış.

Bir gün adamın kapısını biri çalmış. “Beyim allah rızası için bir  bardak su, biraz ekmek ver. Çok açım, bana yardım et.” demiş. Adam da dilencinin yüzüne baktığı anda, onun yıllar önce kendisini kapısından kovan adam olduğunu anlamış. “Ah be adam keşke yıllar önce iyi davransaydın bana, senden istediğim sadece bir bardak suydu.” O sırada adam karşısındakinin kim olduğunu anlamış ve “Ben ettim sen etme! Beni affet ne olursun!” diye yalvarmaya başlamış. Bu yalvarışlara karşılık adam şöyle cevap vermiş: ” Eee gün geçer, kin geçmez efendi!”

Burcu GENÇ                                                                                 

 Hazırlık A / 372

YÜZÜNDEN DÜŞEN BİN PARÇA

Günlerden bir gün bir krallıkta kralı soymak için hazırlık yapan bir soyguncu varmış. Üç gün boyunca bu soygun için hazırlık yapmış ve artık kralı soymak için hazırmış. Planı ise şöyleymiş, ilk olarak kapının önündeki muhafızlara ok ile uzaktan vurup onları yere serecekmiş. Ondan sonra gizlice saraya girip kralın odasının yanındaki mücehver odasına girip oradaki mücehverleri çantasına doldurup saklana saklana dışarı çıkacakmış. Bu soyguncunun asıl amacı ise kraldan intikam almakmış çünkü 1 ay önce o da bir muhafızmış ve işten atıldığı için intikam almayı planlıyormuş. Tabi ki orada çalıştığı içinde tüm sarayı avcunun içi gibi biliyormuş. Salı akşam saati olmuş artık saraya gitmeye hazırmış ilk önce sarayın önündeki dağlara tırmanmış ondan sonra planını uygulamış tam mücehverleri çalmış saraydan çıkacakmış ki bir muhafız onu görmüş ve yakalamış. Ondan sonra krala götürmüş ve olan biten her şeyi anlatmış. Kral düşünmüş taşınmış ve sonunda soyguncuya uygun bir ceza bulmuş. 50 yıl bir odada kapalı kalacakmış ama oda sıradan bir oda değilmiş. Duvarlarının rengi gri olan yatak dahi hiçbir şey bulunmayan bir odaymış. Üç gün bir hücrede bekletildikten sonra cezasını çekmek için odaya girmiş. İlk 10 hafta hiçbir şey olmamış fakat 15. Haftadan sonra sıkılmaya başlamış. 50. haftada artık psikolojik sorunlar yaşamaya başlamış ve hiçbir şey olmadığı için odada çok sıkılıyormuş. Günlerden bir gün kral onu ziyarete gelmiş ve demiş ki kahkahayla “Yüzünden düşen bin parça.” demiş ve yine kahkaha atarak odadan çıkmış. Bugün de bu deyim çok sıkılanlara söylenen bir sözdür.

Arda ONUR

Hazırlık/A- 237

 

 

 

Küçük Kardeşler

IMG_0004Sizin de benim gibi sizden küçük yaşta kardeşiniz varsa ne demek istediğimi anlarsınız! Özellikle de aranızdaki yaş farkı büyükse!

Küçük kardeşiniz varsa, aile ilgisinin tamamı üzerinizde değil demektir. Birçoğunuz gibi benim de yaramaz mı yaramaz bir kız kardeşim var. Aman kız dediğime bakmayın, erkek kardeş eksikliğini aratmıyor!

Kardeşinizin ilk yaşlarında üzerinizdeki ilginin azaldığını hissedersiniz. Bunu atlatmanın en iyi yollarından biri kardeşinizin henüz çok küçük olduğunu kendinize sıkça hatırlatmaktır. Fazladan ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olduğunun bilincinde olun. Ve unutmayın, sadece anne-babasına değil, size de ihtiyacı olacak!

İlk yaşları atlattığınız zaman işiniz daha da zor demektir! Artık kuyruğunuz gibi peşinizde dolanacaktır. Sizin yaptığınız her şeye katılmaya çalışacaktır. Sizin gibi okula gitmeye, arkadaşlarıyla dolaşmaya, hatta odasını süpürmek veya ödev yapmak gibi sizi sıkıntıdan öldüren şeylere bile! Bir gün okuldan eve geldiğinizde onu kitaplarınızı karıştırırken ve sayfalarına resim çizerken yakalarsanız şaşırmayın! Bu sizi çok sinirlendirecek davranışlarından sadece bir tanesi! Derin nefesler alıp sakinleşin ve onun gözünden bakmaya çalışın. Küçükken hepimiz bir an önce büyümek isteriz.

Gelelim okul çağına! Ödevlerine yardım etmeniz için başınızın etini yiyecektir! Birçoğunuzun ailesi geç saatlere kadar çalıştığından ona yardım etmelisiniz. Bazen sabrınızı zorlayabilir. Sakin kalın, yoksa ev infilak edebilir!

Özellikle okulumuz şartlarında, kardeşiniz ile aynı okula gitmek gibi bir durumda olabilirsiniz. Okul servisinde, teneffüslerde ve okuldan sonra evde ailenizi bekleyeceğiniz zamanlarda çileden çıkmamak için üstün çaba sarf etmeniz gerekebilir. Derin nefesler almayı unutmayın!

Kardeşiniz büyüdüğünde ve belirli bir döneme ulaştığında aradaki yaş farkının getirdiği anlaşmazlık azalacaktır. Kendi aile büyüklerinize, annenizle teyzenizin ilişkisine, babanızla amcanızın ilişkisine bakarsanız bunu hayal etmek daha kolay olacaktır. Ancak bu döneme gelene kadar sakin kalmakta uzmanlaşmak zorundasınız!

Aybüke Gökçe YAVAŞ – Hazırlık A